Call of Duty: Black Ops 4 oyunu

Sekizinci nesil konsollarla birlikte insanların ağzına sakız olmuş belirli birkaç laf var, bilmem fark ettiniz mi? Bunlardan en çok gördüğüm “önceki oyunlarını oynamamıza gerek var mı?” (ki en sinir olduğum bu aslında), diğeriyse her sene Call of Duty duyurulduğunda çıkan “Call of Duty öldü”. Sekizinci neslin başından beri her sene, istisnasız bir şekilde birileri Call of Duty’yi ölü ilan ediyor. Ghosts çıktı, çoklu oyuncusu kötü dediler, ölü ilan edildi. Advanced Warfare’de gelecek temasına geçtiler, jetpacklerle uçmalar yüzünden Titanfall çakması ilan edilip öldü. Black Ops 3’te Destiny gibi “süper”ler getirdiler, sınıflar geldi yine çakma olup öldürdüler. Infinite Warfare de çok fazla gelecek temalı oyun olduğu için ölü ilan edildi. World War II’de ‘olmamış’ denip yine ölü ilan edildi.

Ha, bu arada bunlar oyunun çoklu oyuncusunu da oynayanların isyanlarıydı. Ghosts’dan beri sadece senaryo modunu oynayıp oyunu bir kenara koyanlar, oyun çıkmadan ölü ilan ediyordu zaten. Özellikle WW2’de hak veriyorum ama o ekibe… Daha kaç defa Normandiya Çıkarması’nı oynayacağız abi, yeter ya. Ama tuhaftır ki senaryo modu kötü diye ölü ilan edenler, şimdi de senaryo modu yok diye ölü ilan ediyor. Oyuncular olarak gerçekten tuhaf bir topluluk olduğumuzu buradan anlayabilirsiniz.

Bu arada size gayet açık bir şekilde söyleyeceğim, Black Ops 4’ten kesinlikle “hikâye modu yok” diyerek puan kırma niyetim yok. Activision da, Treyarch da oyun duyurulduğundan beri Call of Duty’lerdeki klasik hikâye modunun Black Ops 4’te olmayacağını dile getirdi. Benim de genellikle yazılarımda kullanmak istediğim bakış açısı, var olan şeyi incelemek. Kendi abartılı beklentilerim ve hayal dünyamda oluşan oyunu düşünerek incelemektense, var olan ürünün ne kadar iyi ya da kötü olduğuna bakmayı tercih ederim. E3 öncesi internete “sızan” E3 konferans planlarını okuyup ya da kendi kafanda “şunu duyursalar keşke” diye bir sunum oluşturup, öyle bir sunum olmayınca da “kötü bir sunumdu” demek gibi bir şey hani bu. Hani şimdiden uyarıyorum, sonra “e hikâye modu yok diye laf etmemiş” demeyin.

 

Ve işin komiği, aslında ufak bir hikâye modu var. Black Ops 4’e girdiğinizde de karşılaşacağınız ilk şeylerden biri “Specialist HQ” adı verilen o ufak hikâye modu. Oyunun çoklu oyuncu modundaki sınıfların nasıl ve kim tarafından bir araya getirildiğini her karakterin kendine özel görevlerini oynayıp karakter ve hikâye videolarını açarak izleyip görebiliyorsunuz. Görev dediğimde de öyle fazla bir beklentiye kapılmayın ama. Yaptığınız şey ilk önce Woods’un (Evet, bildiğiniz BO1 ve BO2’deki Woods) sesinin eşliğiyle görevini seçtiğiniz karakterin yeteneklerini öğreten bir görev yapmak, ardında da sizi botlarla yapacağınız farklı farklı çoklu oyuncu modlarıyla maç yapmak. Oyuncuyu temel olarak çoklu oyuncu moduna hazırlamak için yapılmış bir eğitim modu aslında yani. Ama işte araya Overwatch tadında karakter tanıtım ve hikâye videoları bırakmaları da hoş bir ekstra olmuş.

HÂLÂ HIZLI VE ÖFKELİ

Yıllardır Call of Duty oynadığımı çoktan anladığınızı varsayıyorum artık. Çünkü bu yılın Call of Duty’sinde beni en çok rahatsız eden şeylerden biri, bir Call of Duty klasiği haline gelmiş “otomatik can yenileme”nin oyun hızını ve oynanışını ne kadar etkileyeceğiydi. Üstüne bir de yeni sınıf sisteminin ne kadar takım iletişimine dayalı olduğunu görünce yıllardır Call of Duty çoklu oyuncu modunu tek başına oynayan bir adam olarak beni etkileyeceğinden bayağı korkmuştum. Ama tuhaf bir şekilde hem etkilemedi, hem etkiledi.

Call of Duty’yi hızlı ve akıcı oynanışı için tercih edenlerin gönlüne su serpeyim, oyun hala hızlı ve akıcı. Otomatik can yenilemenin olmayışı Black Ops 4’ün hızını etkilememesinin yanı sıra, üstüne oyuna taktiksellik de katmış. Canınızı ister kendiniz “Stim Shot”la yenileyebiliyorsunuz tabii, ancak o bile opsiyonel. Onun yerine daha çok işe yarayacağını düşündüğünüz şeyleri alabiliyorsunuz. Vücut zırhı, ekipmanlarınızı daha hızlı şarj edebilecek ya da Scorestreak’lerinizi daha az puana alabileceğiniz bir alet gibi alternatifleriniz bulunmakta. Ayrıca çoklu oyuncu modunda seviye atladıkça karakterinizle gelen özel yetenek yerine el bombası gibi şeyler de alabiliyorsunuz. Ancak bunların da karakter yeteneği gibi tekrar kullanmanız için gereken bir bekleme süresi olması Call of Duty’nin yıllardır sıkıntısını çektiği “el bombası yağmuru”nun önüne geçmiş durumda. Yeteneklerin tasarımı gerçekten düzgün ve herhangi bir şekilde suiistimal edilebilecek açıkları yok, en azından şimdilik yok.

Çoklu oyuncu modunun övülebilecek bir diğer yanıysa harita tasarımı. Özellikle Infinite Warfare ve World War II’daki oynanışa uyumsuz harita tasarımlarından sonra Black Ops 4’ün dengeli ve genellikle her oyun modu için uygun haritaları resmen ilaç gibi geldi. Her karakterin, her özelliğin iyi oyuncu elinde kendini öne çıkarabildiğini, kapalı ve açık alanların dengeli olduğunu, hatta bazı eski haritaların bile ufak da olsa elden geçirildiğini görmek Treyarch’ın özellikle harita tasarımı üstünde durduğunu bayağı bir belli ediyor. Bir de tabii Black Ops’tan Summit haritasını ve Black Ops 2’den Slums haritasını tekrar görmek şöyle o günlere tekrar dönmemi, konsol başında nostalji rüzgarları estirmeyi de başardı, ne yalan söyleyeyim.

“E kötü yanı yok mu kardeşim bu oyunun?” diyorsunuz değil mi şu an? Var tabii ki, olmaz mı? Fakat kötü yanların en büyüğü Treyarch’ın yapmak istediği şeyle benim oynama şeklimin ters düşmesinden kaynaklı. Treyarch, Black Ops 4’ü takım oyununa dayalı bir şekilde tasarlamış. Her sınıfın artısı ve eksisi var. Bu eksileri de takımınızla iletişim halinde olup, açıklarınızı kapatacak diğer sınıflarla beraber oynayarak kapatabiliyorsunuz. Ama artık yedinci nesildeki, herkesin mikrofon kullandığı dönem çoktan geçtiğinden dolayı bunun üstesinden arkadaşlarınızla beraber oynayarak ya da bilgisayarda yazılı mesajlaşmayı kullanarak gelebilirsiniz. Ha, bu solo oyuncuların maç kazanamayacağı anlamına mı geliyor? Hayır. Hala takımınızı galibiyete taşıyabilirsiniz, ancak bu da sağlam bir harita bilgisi ve seçilen sınıfı en iyi derecede kullanmanızı gerektiriyor. Ya da şanslıysanız gerçekten iyi oynayan 5 diğer kişiye de denk gelebilirsiniz.

 

Oyun modu olarak da bolca seçenek bulunmakta. Klasik Call of Duty modları olan Team Deathmatch, Kill Confirmed, Free-For-All, Search & Destroy ve diğerlerinin yanı sıra bu senenin yeni ve rekabetçi modu Heist. Teknik olarak Counter-Strike’ın rehine kurtarma modunun Call of Duty versiyonu diyebiliriz. Maç boyunca yaptığınız şeylerden para kazanıp, her el öncesinde o parayı silahlar, ek özellikler gibi şeyler için kullanabiliyorsunuz. Ancak Counter-Strike’tan en önemli farkı “düşen” takım arkadaşlarınızı Destiny’nin Skirmish modundaki gibi tekrar canlandırabiliyor oluşunuz. Call of Duty’nin her yapımcısı yıllardır oyunun rekabetçi kısmı için yeni ve değişik oyun modları çıkarıp duruyor, ancak yıllar sonra kalıcı olabileceğine inandığım ve özellikle turnuvalarda görmek istediğim bir mod oldu Heist. Umarım ilerleyen COD oyunlarında Infinity Ward ve Sledgehammer’ın da kendi yorumlamasını görebiliriz Heist için.

THOR’UN ÇEKİCİYLE ZOMBİ EZMEK

Açıkça söylüyorum, Call of Duty’lerin benim için en önemsiz kısmı Zombi modu. En son Black Ops 2’de oynamıştım ve inanın varlığı ya da yokluğu benim için o kadar önemli değil. Bu sene de incelemeyecek olsam yine dokunmazdım. Fakat Activision Zombi modu yerine klasik tek kişilik modun gitmesini tercih ettiğine göre hala oyuncu sayısı bayağı fazla olsa gerek. En son gördüğümden bu yana da bayağı değişmiş, belirtmem lazım onu.

Zombi modu yine her zamanki gibi aynı temel olarak. Yine belirli bir hikâyesi var, yine puan kazanıp o puanları silahlara ve haritada yeni bölgeler açmak için kullanıyorsunuz. Benim yeni olarak gördüğüm şeylerden ilki çoklu oyuncu modundaki gibi “süper”ler ve ek yeteneklerin eklenmiş olması. Diğeri de Aether ve Chaos hikâyeleri için ikişer tane farklı haritalar bulundurması. Ayrıca bahsettiğim yetenekler bu iki farklı hikâye haritaları için de değişmekte. Bir de üstüne daha hızlı, “Kim daha yüksek puan yapacak?” temalı Rush modu da eklenmiş bulunmakta. Bu yıl zombi severler bayağı memnun ayrılacak gibi görünüyor oyundan, benim bile ilgimi çekmeyi başardı. Ve ben artık zombi görmekten bunalmış bir adamım hani, düşünün.

AY GÖZLERİM KARARIYOR BİR ŞEYLER OLUYOR

Gelgelelim bu yılın Call of Duty için hem herkesin tahmin ettiği, hem de en büyük sürprizi olan oyun modu Blackout’a.

Herkesin tahmin ettiği diyorum, çünkü PUBG ve Fortnite’ın başarısından sonra her oyun yapımcısı kendince oyunlarına Battle Royale modu eklemeye başladı ve hepimiz Call of Duty’nin de bunun ekmeğini yemeye çalışacağını tahmin ediyorduk. Sürpriz olmasının sebebiyse Blackout’ın gerçekten de iyi çalışan ve Battle Royale türünün en iyi örneklerinden olması. Çoğunluğun beklediği şey kötü çalışan, hantal, yavaş ve pek de üstünde durulmamış bir şeydi. Sonuçta Call of Duty’nin oynanışı Battle Royale’e pek de uygun değil gibi görünüyor şöyle bir bakınca.

 

Ancak Treyarch yine IW – Sledgehammer – Treyarch üçlüsü arasından neden en iyi Call of Duty yapan şirket olduğunu kanıtlamış oldu Blackout’la. Betada yeteri kadar iyi çalışan Blackout, tam halinde de gayet iyi çalışmakta. Koca haritada, 100 ve 88 arasında değişen oyuncuya sahip bir modda oyunun gayet sağlam bir şekilde çalışıyor olması ve Call of Duty mekaniklerinin oyuna harika bir şekilde yerleştirmiş ve değiştirmiş olmaları gerçekten takdire şayan. Benim için en iyi yanlarından biriyse oynanışın hızıydı. Blackout ne PUBG kadar yavaş, ne de Fortnite kadar hızlı. İkisinin arasında, tam kararında bir oynanış hızına sahip ve konsolda bile menülerde istediğinizi hızlıca yapabiliyorsunuz ya da yerde bulduğunuz ekipmanları tek bir tuşa basılı tutarak elinizdeki silaha takabiliyorsunuz.

Fakat modun şimdilik diğer alternatiflerine kıyasla tek eksiği karakter özelleştirme seçenekleri. Çoklu oyuncu ya da zombi modundaki karakterleri Blackout içinde açılan “Karakter Görevleri”ni tamamlayarak açabiliyorsunuz, bazıları da mikro-ödeme ve Season Pass’le erişilebiliyor fakat bunun dışında herhangi bir özelleştirme de bulunmamakta. Evet, pek de önemli bir eksik gibi durmuyor ancak Black Ops 4 bu modla satmak istiyorsa yapması gereken şeylerden biri karakter özelleştirmeyi çeşitlendirmek. Bir de tabii Blackout modunu tek başına, daha uygun fiyata satmak ama o illa ki olacak, hissedebiliyorum. Şu an bile Fortnite için sıkıntı yaratacağını sanmasam da PUBG’den bir miktar oyuncu çalabileceğini düşünüyorum.

ÖLMEMİŞ BU

Oyuna teknik açıdan bakarsak pek de büyük sıkıntıları yok gibi görünüyor. Özellikle çoklu oyuncu betasının orijinal PS4 ve Xbox One’daki sıkıntılarından sonra ben konsol versiyonunun bayağı kötü olacağından korkuyordum ama “Betada neyse tam halinde de öyle olur” lafım gerçek olmadı ve yanıldığım için mutluyum. Orijinal PS4’te oyunu yaklaşık 20 saatten fazla oynadım ve çoklu oyuncu modunda yaşadığım bir iki takılma dışında herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Görsel olarak da betadaki kadar rahatsız edici değil, ancak doğal olarak en iyi görselliği Xbox One X, PS4 ve PC’de yakalayabilirsiniz. Müzik olarak özellikle dikkat çekici bir şey yok, seslendirme ve ses efektleri de gayet iyi. Özellikle Woods’un seslendirmesi o kadar iyi ki sırf onun için bile Specialist HQ’daki görevleri tekrar tekrar yapabilirim.

 

Kısaca günün sonunda elimizde gayet eğlenceli ve dolu bir Call of Duty oyunu var. Hikâye modunun varlığı ya da yokluğu pek de önemli değil. Hem dürüst olayım, yine aceleye getirilmiş, klişelerle dolu ve zamanında Modern Warfare ya da Black Ops/Black Ops 2’nin bıraktığı gibi bir etki bırakamayacak bir hikâye modu olmasındansa hiç olmaması daha iyi olmuş. Treyarch’ın diğer şeyler üstünde odaklandığı daha da belli olmasının yanı sıra sadece hikâyesi için Call of Duty oynayanların da parası cebinde kalmış oldu. Bu neslin ufak ufak sonuna doğru yaklaşırken de sonunda her açıdan iyi bir Call of Duty oyunu da görmüş olduk. Şu an açık ara farkla bu nesildeki en iyi Call of Duty oyunu ve gönül rahatlığıyla almanızı önerebilirim. Tabii uygun bir fiyata bulursanız, hiçbir oyuna 469₺ verilmez şimdi, gerçekçi olalım 🙂 

You may also like...