Gears 5 oyunu

Gears of War serisi ülkemiz oyun severlerinin büyük bir kısmının radarına girebilmiş bir seri değildi. Şüphesiz bunda Xbox’ın ülkemizde beklendiği kadar popüler hale gelememiş olmasının etkisi büyük. Ancak zamanla bu zincir kırılmaya, bilinirliği artmaya başladı. Gears 5 ile birlikte artık çok daha geniş bir kitleye hitap eden, çok daha fazla oyuncuya ulaşan bir seri söz konusu. Peki ya serinin (şimdilik) son halkasında neler varmış? Gerçekten de övülmeyi hak ediyor muymuş? Hiç mi kusuru yokmuş? Buyurun, hep birlikte göz atalım…

Yeni kahramana ‘Merhaba’ diyelim…

Gears of War serisi konsol oyunculuğu için büyük bir kırılmaya işaret ediyordu. O zamana konsollarda bu tarz oyunların oynanabilmesi oldukça zor görülürken, oyunun kurallarını değiştirdi. Dolayısıyla Xbox’ın en önemli serisi haline gelmesi tesadüfi bir gelişme değil. Oynanışıyla, hikayesiyle ve tabii ki kahramanıyla önemli bir yer edindi oyuncular nezdinde.

Gears 5 de Marcus Fenix'siz olmazdı

Baş karakterimiz Marcus Fenix, her yeni oyunla birlikte daha popüler bir isim oldu, oyun dünyasının en bilinen kahramanlarından birisi haline geldi. Yıllar süren maceraları boyunca arkadaşlar edindi, arkadaşlar kaybetti. Günü geldi aile kurdu, çoluğa çocuğa karıştı 🙂 Ancak bir noktada onun da bayrağı devretmesi gerekecekti. Nitekim o noktaya vardığımıza kanaat getirmiş ki yapımcılar, dördüncü oyunda Marcus’un oğlu James Dominic (ya da oyunda daha sık kullanılan haliyle JD) Fenix başrolü devralmıştı. Yeni oyunda da yeni bir başkarakter ile devam ediyoruz yolumuza ve JD’nin yanına Gears ekibinin bir diğer üyesi olan Kait Diaz katılıyor.

Aslında JD ile oynadığımız kısım oyunun ilk bölümü, bir anlamda ısınma turları diyebiliriz. Oyundaki ana karakterimiz Kait, ana hikayemiz de esasında onun (ve ailesinin) hikayesi. Oyunu oynamak için önceki oyunlar hakkında bilgi sahibi olmak gerekir mi? Pek de gerekmiyor. Yine de olayların evveliyatını öğrenmek isteyenler için oyunun başında kısa bir özet geçilmiş, ana menüden de ulaşabiliyorsunuz videolara. Buna ek olarak bir de Leaderboard’un hazırladığı Gears of War tarihçesine bakılabilir, 20 dakika gibi bir sürede gayet güzel özetlemişler seriyi.

Oyunumuzun hikayesine dönecek olursak, başta da dediğim üzere büyük oranda Kait’in geçmişiyle ilgili merak ettiği noktaları aydınlatmak ve korkularıyla yüzleşmek üzere giriştiği bir macera olarak özetleyebiliriz. Kait’in zihninde pek çok soru var ve bu soruların cevabını hep birlikte keşfetmeye çalışıyoruz.

Başlarda bir arada hareket ettikleri JD ile araları açılıyor ve yola büyük oranda Delmont (Del) Walker ve drone dostları Jack ile devam ediyor. Oyuna dilerseniz diğer oyuncuları davet edebiliyorsunuz ve siz Kait’i yönetirken onlar da Del veya Jack rolüne bürünebiliyorlar. Bu tarz bir oynanışı henüz test etmek imkanım olmadığından üzerine çok yorum yapamayacağım, ama bunun da zevkli olacağını tahmin ediyorum. Zira oyunun online kısmı, diğer oyuncularla ne kadar keyifli bir şekilde oynanabileceğini gösteriyor bizlere.

Senaryo modunda büyük oranda ana hikayeyi takip etmekle birlikte dilersek bazı yan görevlerle de uğraşabiliyoruz. Bu anlamda yarı-açık bir oyun dünyası olduğunu belirtmek yerinde olacaktır. Kimi zaman arada soluklanıp başka şeylerle ilgilenmek, kimi zaman da bazı yan hikayelerden parçaları toparlayıp etrafımızda olup bitenleri anlamlandırmak için yan yollara sapmayı tercih edebiliyoruz. Arada hoş birkaç detaya denk gelebilirsiniz, ama çok da beklentiye girmemek yerinde olur. Dünyası o kadar da açık bir dünya sayılmaz 🙂 İçinin o kadar iyi doldurulduğunu, o kadar ilgi çekici olduğunu söylemek güç.

Hikayesi için de benzer bir durum geçerli, tahmin edilebilir yönleri fazla ama yine de kararında bir ilerleyişi var. Zaten genel anlamda çok da muhteşem bir hikaye beklentisi oluşturmuyor bu tarz oyunlar, Gears 5 de ortalamayı tutturabilecek bir performans gösteriyor bu konuda. Bizi zor bir tercihle karşı karşıya bırakan final kısmı bir sonraki oyuna bağlanabilecek bir şekilde sonlandırıyor hikayeyi. Dolayısıyla sonraki oyunu beklemek için bir gerekçe sunduğunu da söyleyebiliriz.

Beni esas düşündüren nokta, Marcus Fenix gibi bir karakteri aşabilecek veya dengi olabilecek, onu da geçtim en azından eksikliğini hissettirmeyecek bir baş karakter profili sunmak konusunda şüpheye yer bırakmayacak bir performans sergilememesi. Evet, Kait bağ kurulabilecek bir karakter. Hikayesinde de işlenebilecek çok malzeme bulunuyor. Muhtemelen işlenecektir de. Ama “Marcus’suz da Gears olur, gayet de başarılı olabilir” dedirtecek noktaya henüz varılmış değil bana sorarsanız.

Biraz öcü avlayalım mı?

Oynanış kısmına geçtiğimizde çok da şikayet edilecek bir tablo yok. Gears serisinin kuvvetli olduğu alan genel olarak aksiyonu olmuştur. Bu oyunda da benzer bir tablo karşılıyor bizleri. Tabii hikayesinde de etkileyici bölümler, kalbimize dokunan anlar olabiliyor. Ama büyük oranda aksiyona bırakıp gidiyorsunuz kendinizi.

Çatışmalar alıştığımız üzere “siper al-ateş et-tekrar sipere saklan…” sistematiğinde devam ediyor, kendi adıma bundan şikayetçi değilim. Ekibimizin diğer üyesi Del ve drone dostumuz Jack de önemli ölçüde destek oluyorlar bize tabii. Özellikle Jack’i etkin bir şekilde kullanıyor, onun özelliklerinden ziyadesiyle istifade ediyoruz. Çatışma alevlendiğinde lazeriyle, şok bombasıyla bir asker, yaralandığımızda veya ekibimizden birisi yaralanıp düştüğünde sağlıkçı, kapılar açılacağında veya elimizin erişemediği yerlere ulaşmak gerektiğinde maymuncuk oluveriyor Jack 🙂 Jack’e verdiğimiz komutlarla hem çatışmaların seyri değişiyor hem de bulmacaları çözüyor, engelleri aşıyoruz.

Çatışmalardan bahsederken silahlardan söz etmemek olmaz tabii. Daha önceki oyunlarda da olduğu gibi akla gelebilecek ana silah türleri (tabanca, pompalı tüfek, otomatik tüfek gibi silah türlerinin Gears versiyonları) bulunuyor. Bazı silahların birden çok versiyonları bulunuyor. Çeşitlilik bence kafi, silahlar konusunda bir eksiklik hissedilmeyeceğini söylemek mümkün.

Sürüyü de yönettiğimiz anlar oluyor. Öyle uzun uzun bir oynanış değil, ama onların farklı yapıları, farklı mekanikleriyle de aşinalık kazanmak için ilk adım olarak değerlendirilebilir. Peki sürüyü yönetmeye aşinalık kazanmak neden önemli? Tabii ki oyunun çok oyunculu kısmı için. Beta aşamasında da çok oyunculu kısmı test etmek imkânı bulmuştum. Şunu söyleyebilirim ki Gears 5 sadece tek kişilik moduyla değil çok oyunculu modlarıyla da oyun severleri memnun edebilecek bir performans sergiliyor. Dolayısıyla, normal şartlarda çevrimiçi modlara bakmayan, çok fazla bulaşmayan oyunculardan olsanız dahi bir şans vermenizde fayda var. Oyunun tadını tam adıyla çıkarabilmek için buraları da görmek gerek.

Grafikler ve sesler konusunda veya daha genel anlamda teknik boyutuyla da başarılı bir tablo sunuyor Gears 5. Ancak ara sıra bazı sorunlarla da karşılaşmadım değil. Çok can sıkıcı boyutta mıydı? Hayır. Yine de atlamış olmayayım dedim. Grafikler konusunda eleştiriye çok da mahal verecek bir tablo yok. Çevre tasarımları hoş, bölümler birbirlerinden ziyadesiyle ayrılıyor ve bambaşka mekanlarda bulunduğumuzu hissettiriyorlar.

Son sözlerle toparlayayım. The Coalition, Gears 5 ile seri adına atılması gereken adımı atmış gibi görünüyor. Teraziye konulduğu vakit artıları eksilerine baskın gelen, senaryo bölümünde 10-15 saat, çok oyunculu kısmında çok daha uzun bir süre keyifle vakit geçirmenizi sağlayacak bir oyun bulunuyor karşımızda. Bu yıl içerisinde gördüğüm en iyi oyun olduğunu söyleyemem elbette, ama ilk fırsatta şans verilecekler listenize ekleyebilirsiniz.

You may also like...