NBA 2K21 oyunu

Spor oyunlarının her yıl yeni versiyonlarıyla karşımıza çıkması artık olağan bir durum. Bizler için en popüler spor oyunları olarak nitelendirilebilecek futbol ve basketbol oyunları da son yıllarda artık rekabetten iyice uzaklaştı diyebiliriz. Futbol tarafında FIFA serisi PES’e karşı piyasayı domine ederken, basketbol cephesinde ise NBA Live serisine ara verilmesiyle birlikte NBA 2K tek başına kaldı. Rekabetin olmadığı alanda da ister istemez bir durağanlaşma yaşanıyor. Bu durağanlık da beraberinde eleştirileri getiriyor kaçınılmaz olarak.

Geçtiğimiz yıl yazdığım incelemenin son kısmında “artık yenilenmeye ihtiyaç duyuyor” dediğim seri için bu seneki değerlendirmeyi de aynı cümle ile bitirmem mümkündü. Sonuçta ciddi bir yenilik var mı diye düşününce, birkaç değişiklikten bahsedip “ya aslında öyle devrimsel bir hamle yapılmamış, yine geçen yılki oyunu oynuyoruz, ama kadrolar yenilenmiş halini” de diyebilirdim. Ama bir yandan da düşünmeye başladım, nasıl bir şey yapılabilirdi ki bizlere gerçekten farklı gelsin? Spor oyunlarının her yıl devrimsel dönüşümler yapmaları mümkün mü? Kısacası, her yıl benden aynı eleştirileri okumamanız için karşımıza ne konulması gerekiyor?

Açıkçası bu soruya verebileceğim net bir cevap olmadığını fark ettim. Bu da sorunun daha başka bir alanda olduğu sonucuna götürdü beni. O sonuca geçmeden önce, NBA 2K21 tecrübemden kısaca bahsetmiş olayım. Bunun anlatırken de biraz farklı bir yol izlemeye çalışacağım bu sefer.

Diyelim ki, yıllardır basketbol oyunlarına hasret kalmışım ve mağaramdan çıktığım gibi ekranın karşısında alıyorum soluğu. Oynayacağım basketbol oyununda neler olmasını isterim, beklentilerim neler, ilk önce bunları söyleyeyim, sonra da oyunda var mı yok mu ona bakayım müsaadenizle.

Tüm NBA takımları oyunda yer alsın -Hepsi güncel kadrolarıyla oyunda mevcut. Bunun yanında WNBA de var geçtiğimiz yıl da olduğu gibi, bu da güzel. Demek ki bu kısımda bir sorun yok.
Eskileri severim, nostalji yapmaktan hoşlanırım, mümkünse efsane basketbolcularla da oynayabileyim – O konuda da bir eksiklik yok, aklımıza gelebilecek hemen herkesi oyuna eklemişler, bir de geçmiş yılların kadrolarından oluşan bazı takımlar yer alıyor. The Last Dance’in gazına gelip 97-98 Bulls kadrosunu mu istersiniz, yoksa daha eskilere gidip Lakers’ın efsane kadrosuyla mı oynamak istersiniz, veya 70’ler, 80’ler, 90’lar vs All-Star kadrolarını mı alırsınız, tercih size kalmış. Yani, bu yönden de beklentiyi karşılayacak bir içerik mevcut.

Kadrolar, takımlar ile ilgili sıkıntı olmadığına göre, sıra oyun modlarına geliyor. Var mı yeterince mod? – Bu yönden de eli rahat bir oyun NBA 2K21. Klasik olarak ne isteriz? Hızlıca girip birkaç maç atayım. Vakit bulduğumda da seçeyim takımımı sezona dalayım. Eğer o kadar uzun bir sezonla uğraşmak istemezsem, Play-Off’larla yetineyim. Bunlar zaten işin standart kısmı. İstersek seçtiğimiz takımlarla kendi ligimizi kurabiliyoruz. Sıfırdan takımlar da oluşturulabilir. Yani işler burada da yolunda. Hem sezonu oynayayım, hem de fazla vakit harcamayayım kısmında maçları simüle etme, simüle edilen maçın dilediğimiz anında oyuna dalabilmek gibi hoşluklar da mevcut, ne güzel 🙂

Birebir, ikiye iki, üçe üç vs kapışmalar da var, sokak basketbolu tadını da alıyoruz. Onda da sorun yok. İstersek koçluk yapıp takımı saha kenarından izlerim de diyebiliyoruz. Kendi karakterimizi yapıp NBA’in yeni yıldızı olmak için de uğraşabiliyoruz. Yani tek kişi oynamak için aklımıza gelebilecek bütün oyun modları sunulmuş durumda.

Burada bir parantez açıp NBA 2K21’deki MyCareer bölümünden bahsetmek iyi olur diye düşünüyorum. FIFA serisinin Alex Hunter ile yaptığına benzer bir senaryo modu bu bildiğiniz üzere, yıllardır sunuluyor zaten. Bir farkı, karakterimizi kendimiz oluşturuyor, görünümüne de ismine de biz karar veriyoruz. Sonrasında karakterimiz spor dünyasının yeni yıldızı olma yolunda adım adım ilerliyor. Bu bölümde öyle Oscarlık bir senaryo beklemiyoruz ama yine de daha özenli bir metin yazılabilir sanki. Standart bir hikaye, tahmin edilebilir kırılmalar eleştiri oklarını da üzerine çekiyor haliyle.

Bu yıl görünüm ve yeteneklerde alternatifler artırılmış, “badge” seçimlerinizle kendinize has bir karaktere ulaşabiliyorsunuz. Topu iğne deliğinden geçiren bir pas ustası, stres anında daha iyi atışlar yapan bir şutör olabilirsiniz. Oynadığınız maçlarda gösterdiğiniz başarı karakterinizi bir üst aşamaya taşıyor, adım adım yıldızlaşıyorsunuz ve lise takımında başlayan yolculuğumuz NBA takımlarından birisinin yıldızı olarak devam ediyor.

Toparlarsak tek kişi veya arkadaşlarınızla bir arada oynamak istediğinizde size sunulan alternatifler konusunda öyle göze batacak, rahatsız edecek ciddi bir sıkıntı yok. Peki o zaman bu oyunun sıkıntılı yanı nerede? Geçmiş yıllardan da artık ezberlediğimiz üzere online kısımlarda elbette.

Bildiğiniz üzere FIFA’nın FUT ile yaptığına benzer bir sisteme sahip NBA 2K serisi de. Bu modda paketleri açıp kendi takımınızı kuruyor ve online rekabetçi ortama adım atıyorsunuz (bu arada MyTeam modunun offline kısmını da unutmuş değilim, sadece sorunlu alana işaret etmek için online rekabetçi kısmına değiniyorum). Gelin görün ki, bu kısım grind ve mikro ödemeler cenneti olunca o beklediğiniz tadı almanız epey zorlaşıyor. Yıllardır devam eden bu durum tam bir kısırdöngü haline geldi artık. Bir firma, düzenli bir gelir kaleminden durduk yere vazgeçer mi? Bu çok naif bir beklenti olur tabii. Haliyle, 2K de bu altın yumurtlayan tavuktan kolay kolay vazgeçmeyecek. Bu konuda bir değişiklik yapmadıkça da oyun severlerin eleştirilerine hedef olmaya devam edecekler.

Bu yıl da bir değişiklik yok. Başarının yolu öyle ya da böyle mikro ödemelerden geçiyor, o paketleri açacaksınız arkadaş, başka yolu yok 🙂 Bu arada bu alanda bazı yenilikler olduğunu da belirtmek gerek; mesela kartların geliştirilmesi gibi. Ayrıca, burada da bol bol içerik sunulduğunu söylemek, haklarını teslim etmek lazım. Yine de bu içerikler, parasallaşma sisteminin gölgesinde kalmaktan kurtulamıyor.

Online kısımla ilgili eleştiri konusu olan noktalardan birisi de server sorunları ve tepki sürelerindeki gecikmeler meselesi. Bu da aslında geçtiğimiz yıllarla benzerlik arz ediyor. Başlangıçta bu tarz sorunlar yaşanıyor, sonrasında da toparlanıyor. Bu sene de aynı yolda gidiyorlar.

Yine güzel görünen bir oyun var karşımızda, yine müzikleri gayet iyi seçilmiş. Oynanış kısmında bazı değişiklikler, geliştirmeler denenmiş; eleştiri alan yeni şut sistemi de bunlardan biri. Geçen yıl FIFA 20’de denenene benzer bu şut sisteminde başarılı olmak daha zor, bu da eleştiri alıyor. Ancak bu konuda bir zorunluluk yok, dilerseniz siz de benim gibi klasik kontrol sistemini seçip geçtiğiniz yıllardan alıştığınız şekilde devam edebilirsiniz.

Yıldız oyuncu ile ortalama bir çaylak arasındaki yetenek farkı biraz fazla açılmış sanki, o yüzden de hücumdan sık sık eliniz boş dönmekten rahatsız olmanız olası. İşte oynayanların şut kaçırma ile ilgili eleştirilerin bir kaynağını da bu yetenek farklılıkları. Yeni şut sistemi mi sıkıntılı, oyuncuların yetenekleri mi çok düşük kalmış, bilinmez, ama bildiğimiz bir şey var, o şutlar bir türlü potaya girmiyorlar 🙂

 

You may also like...